Sanırım geçtiğimiz yaza dair en çok aldığım soru bu.
Çok!
Yanıtlarımın hepsi böyle başlıyor;
Çok güzel, Çok yoğun, Çok sıcak, Çok nemli, Çok heyecanlı, Çok duygusal, Çok coşkulu, Çok hırslı, Çok üzücü, Çok yorucu, Çok dalgalı, Çok iniş çıkışlı, Çok kalabalık, Çok yalnız… kısacası Çok farklı…
Olimpiyat oyunları spor ortamında çalışan herkes için zirve noktasıdır, yaşamayı hayal edeceği bir ortamdır. Benim için de sporcularla çalışmaya başladığım 2005’ten bu yana bir hayaldi. Kotayı aldığımız günden itibaren her aklıma geldiğinde yüreğimi hoplatan, düşündükçe midemde kelebekleri kanatlandıran bir rüyanın gerçek olması gibiydi.
Olimpik sporcuların zihinsel hazırlığına dair okumalar yapmış, daha önce katılan hocalarımdan görüş almış ve sporcularımın mental potansiyellerini göz önünde bulundurarak -kendimce- ön hazırlığımı yapmıştım. En azından öyle sanıyordum☺️
206 ülkeden 11 binden fazla sporcunun yarıştığı Tokyo Olimpiyatları’nda, görevli personel ve yetkililer ile organizasyon gönüllülerini eklediğinizde, 20 bin kişilik bir “köyde” yaşam devam etti, üstelik Japon halkının son güne dek sürdürdüğü protestolar ve Covid-19’un gölgesi altında. Ve bu kalabalık içinde dikkat dağıtıcı faktörler öylesine çoktu ki, sporcular için olduğu kadar bizler için de odağı korumak kolay değildi. Kahve almak için sırada beklerken, hayranlıkla takip ettiğin bir sporcu ile karşılaşabiliyor, sıradan bir sohbette bulunduğun ve tanımadığın bir sporcunun birkaç saat sonra madalya aldığını televizyonda izleyebiliyordun.
Yeni insanlarla tanışırken, kendi yalnızlığına ihtiyaç duymak; maçlara hazırlanırken bir sonraki maçın daha zor olacağını düşünmeden odağını “anda kalmaya” zorlamak; duygusal olarak düştüğünde önce kendini toparlayarak etrafına da yardımcı olmak; aile özlemiyle içinden böğüre böğüre ağlamak gelirken benzer cümleleri kuranlara el uzatabilmek;kendi maç serüveninde ilerlerken madalya mücadelesi veren diğer sporculara da destek olmak istemek gibi farklı cephelerde verilen mücadeleyle geçen 21 gün sonrasında hissettiğim; tamamlanmamış olma haliydi.Evden çıkarsınız da sanki önemli bir şeyi evde unutmuşsunuz gibi gelir ya, tam da o haldeydim döndüğümde duygular yerine oturunca, sisin ardından gelen netlik gibi, ben de “aydınlandım” 😃
Takımca ilk kez katıldığımız böylesi bir turnuvada aldığımız başarının mutluluğunu ve böyle güzel bir ekibin bir parçası olmanın gururunu yaşamak için izin verdim kendime. Sporcularıma sorduğum soruyu kendime sordum; neyi daha farklı yapardım? Yanıtlarımı not aldım ve 6 gün sonra valizimi yeniden topladım Avrupa Şampiyonası için 😂Umuyor ve inanıyorum ki her birimiz emek verdiğimiz işlerde yarım kalan tüm hikayelerin mutlu sonla bittiği günler göreceğiz, o güne dek fiziksel ve zihinsel olarak hazır olmak ve hazır kalmak en önemlisi 💪💪
#iyidileklerimhepinizicin