Geçen hafta, sporcu ebeveyni olmak ister miydiniz diye sorduğumda, gelen yanıtlar beni şaşırtmadı. Pek çok ebeveyn, çocuğunun sporcu olmasını çok destekliyor, elinden geldiğince motive etmeye çalışıyor. Buraya kadar her şey yolunda. Ancak zaman zaman iyi niyetle de olsa yapılan hatalar, performans üzerinde istenmeyen etkiler bırakabiliyor.
Nasıl bir sporcu bir anda gelişmiyorsa, sporcu ebeveyni olarak anne babalar da en doğru yolu bir günde bulamayabiliyor. Bunun için erken çocukluk döneminden başlayan, destekleyici bir tutum izlemek kıymetli. Hareket becerisini geliştirmek için keşfetme isteğini köreltmeden izin verici olmak; ev dağılır, düşer canını yakar diye düşünmeden hareketli oyunlar kurmak; mümkün olduğunca doğada özgür oyunlar için imkan tanımak ilk dönemlerden itibaren yapılabilecekler arasında sayılabilir.
Daha büyük yaşlarda ise kendi becerilerine yönelik şüpheye düşen çocuklara, denemekten vaz geçmemesini vurgulayan bir tutum sergilemek, gelişimi en çok destekleyen unsur oluyor. Çünkü yapamadığını düşündüğü ve bırakmak istediği her anda, pes edip bırakarak yerine bir daha denemeye cesaret etmesi, onun sporculuk yaşantısında belirleyici olan zihinsel dayanıklılığının temelini kazandırıyor. Bu noktada ebeveynlerin sonuç yerine sürece odaklanması, çocuğun bir hareketi yapıp yapamadığını değerlendirmek yerine yapmak için gösterdiği çabaya ve gelişimine önem veren bir tavır göstermesi, çocuk tarafından içselleştiriliyor.
Spora başlama yaşına geldiğinde, erken çocukluk döneminden itibaren ebeveynlerinden aldığı tutumu içselleştiren çocuk, kendi beceri öğrenimi ve performans sergileme sürecini de aynı pencereden değerlendiriyor. Sonuç odaklı bir ortamda, sürekli kıyaslanarak ve becerileri acımasızca eleştirilerek büyüyen bir çocuk, başarılarından tatmin olmayan ve derinlerde bir mutsuzluk hisseden bir sporcu olabiliyor. Ve ne yazık ki bir süre sonra spor yaşamını sonlandırmayı tercih ediyor.
Öte yandan elinden geleni yaptığı için, gösterdiği çaba için ve kaydettiği gelişim için övgü alan genç sporcular, tatmin duygusunu daha fazla yaşıyor, spor yaşantısından daha fazla keyif alıyor, spor hayatı daha uzun sürüyor ve pek çok başarılı sporcu bu sürecin sonucunda kürsüye çıkıyor.

Kısacası, sporcu ebeveyni olmayı pek çoğumuz istiyoruz ve fakat çocuğumuzun spor yapmaya henüz başlamadığı erken çocukluk döneminden itibaren evde oluşturacağımız motivasyonel iklimin, gelecekteki spor yaşantısı üzerindeki etkisini bir kere daha düşünmekte fayda olacak sanıyorum.
Sağlıklı günler dilerim.
- “Her hafta Düşyeri/Milliyet EVDEOKUL gazetesinde yayınlanmaktadır.”